Bazı zorlanmalar belirti listesine tam oturmaz. Uyku düzene girmiş, gündelik işler yürüyor, kaygı eskisi kadar sık gelmiyor olabilir; buna rağmen kişi kendi hayatına dışarıdan bakıyormuş gibi hissedebilir. Klinik psikologların bütünleşik çalışmasında yer alan Varoluşçu Terapi tam bu bölgede devreye girer ve merkezine belirtinin kendisini değil, kişinin hayatıyla kurduğu ilişkiyi alır. Yaklaşımın seansta ele aldığı dört…
Bazı zorlanmalar belirti listesine tam oturmaz. Uyku düzene girmiş, gündelik işler yürüyor, kaygı eskisi kadar sık gelmiyor olabilir; buna rağmen kişi kendi hayatına dışarıdan bakıyormuş gibi hissedebilir. Klinik psikologların bütünleşik çalışmasında yer alan Varoluşçu Terapi tam bu bölgede devreye girer ve merkezine belirtinin kendisini değil, kişinin hayatıyla kurduğu ilişkiyi alır.
Yaklaşımın seansta ele aldığı dört başlık bellidir: anlam, sorumluluk, yalnızlık ve seçim. Bu başlıklar soyut kavramlar olarak konuşulmaz. Her biri, danışanın kendi cümlelerinde zaten geçen ama adı konmamış bir zorlanmanın karşılığıdır. Varoluşçu çalışma önce bu karşılığı görünür kılar, sonra zorlanmanın gündelik hayattaki izini takip eder.
Bu, seansta felsefe tartışıldığı anlamına gelmez. Terapist hayatın anlamına dair hazır bir cevap getirmez ve kendi dünya görüşünü danışanın yerine koymaz. Yaklaşımın işlevi cevap vermek değil, kişinin hangi soruyla boğuştuğunu netleştirmek ve o soruyu tek başına taşımak zorunda kalmadığı bir alan açmaktır.
Dört başlık görüşmeye kavram olarak değil, tekrarlayan cümleler olarak gelir. Aşağıdaki eşleştirme, hangi ifadenin hangi başlığa işaret ettiğini ve seansın o noktada neye baktığını özetler.
|
Başlık |
Danışanın cümlesinde görünüşü |
Seansta çalışılan soru |
Sık karıştırıldığı şey |
|---|---|---|---|
|
Anlam |
Yaptığı işin karşılığını hissetmemek |
Kişinin neyi önemsediği ve bunun nerede karşılık bulduğu |
Motivasyon eksikliği |
|
Sorumluluk |
Kararların hep dışarıdan alındığı hissi |
Değiştirilebilir alan ile değiştirilemez alanın ayrımı |
Başına geleni hak etmiş olmak |
|
Yalnızlık |
İlişki içindeyken süren ayrı düşmüşlük |
Kişinin temas kurma ve kendini anlatma biçimi |
Sosyal çevresi olmaması |
|
Seçim |
Erteleme ve seçenekleri açık tutma çabası |
Seçmemenin de bir sonucu olduğu |
Kararsızlık huyu |
Son sütun önemsiz bir ayrıntı değil. Bu dört başlık gündelik dilde çoğu zaman karakter özelliği gibi anlatılır ve kişi kendini suçlamaya başlar. Seansta yapılan iş bunun tersidir: zorlanma bir kişilik kusuru olarak değil, üzerinde konuşulabilir bir mesele olarak ele alınır.
Anlam başlığı çalışılırken terapist danışana bir anlam önermez. Yapılan iş daha somuttur: kişinin gününün nereye gittiği, hangi işleri yaparken zamanın nasıl aktığı, hangi ilişkilerden sonra kendini daha az yorgun hissettiği gibi ayrıntılar toplanır. Anlam, genel bir yaşam felsefesi olarak değil, bu ayrıntıların gösterdiği yön olarak belirginleşir.
Boşluk hissinin kendi başına bir tablo olmadığını da belirtmek gerekir. Aynı his yas sürecinde, uzun süren bir iş yoğunluğunun ardından, bir ilişkinin bitiminde veya depresif belirtilerin eşliğinde görülebilir. Bu belirtiler bir tanı anlamına gelmez; tanı yalnızca yüz yüze değerlendirmeyle konulabilir. İlk görüşmedeki değerlendirme de zaten bu ayrımı kurmaya çalışır: zorlanma ne zaman başladı, hangi durumlarda artıyor, bugüne kadar ne işe yaradı.
Pratikte anlam çalışmasının karşılığı çoğu zaman küçüktür. Kişinin bütün bir yılını değiştirecek karar üzerinden değil, haftasında açtığı yarım saatlik alan üzerinden ilerler. Bu yavaşlık yaklaşımın eksikliği değil, yönteminin kendisidir; dışarıdan verilen ve kişinin kendi seçmediği bir hedefin sürdürülmesi güçleşir.
Sorumluluk, varoluşçu çalışmanın en kolay yanlış anlaşılan başlığıdır. Burada kastedilen, kişinin başına gelenden sorumlu tutulması değildir. Travma, kayıp, şiddet ve ekonomik koşullar kişinin seçmediği gerçeklerdir ve seansta bunlar kişinin payı olarak konuşulmaz. Sorumluluk olan bitenin nedeniyle değil, bundan sonrasıyla ilgilidir: geriye kalan hareket alanının ne kadar olduğu ve bu alanın nasıl kullanıldığı.
Ayrım kurulmadan yürütülen her sorumluluk konuşması suçlamaya dönüşme riski taşır. Seansta bu yüzden önce değiştirilemez olan adlandırılır ve yaşananların ağırlığı küçültülmez. Ardından çok daha dar bir soru sorulur: bugün, bu koşullar altında, hangi küçük alan gerçekten kişiye ait.
Sorumluluğun nasıl ele alındığı sürecin kendi işleyişiyle de bağlantılıdır. Mersin klinik psikolog desteği kapsamında yürütülen görüşmelerde ilk oturum bir değerlendirme oturumudur; hangi çerçevenin uygun olduğu ve neyin üzerinde çalışılacağı bu aşamanın sonunda birlikte belirlenir. Sorumluluk başlığı da danışana dışarıdan yüklenmez, bu ortak belirlemenin içinden çıkar.
Yalnızlık başlığı yalnızca sosyal çevresi olmayan kişilerin meselesi sayıldığında yanlış yere bakılmış olur. Görüşmelerde sık karşılaşılan biçim tam tersidir: evli olan, arkadaşı bulunan, kalabalık bir iş ortamında çalışan bir kişi kendini anlaşılmamış hissedebilir. Buradaki yalnızlık temas sayısıyla değil, temasın niteliğiyle ilgilidir.
Çalışma iki yönde ilerler. Birincisi kişinin kendini nasıl anlattığıdır: neyi söylemekten kaçındığı, hangi konuda konuşmayı kestiği, karşısındakinin tepkisini nasıl önceden tahmin ettiği. İkincisi bu tahminlerin ilişkide neye yol açtığıdır. Anlaşılmayacağını baştan varsayan bir kişi anlatmayı kısaltır, kısalan anlatı karşı tarafta ilgisizlik izlenimi bırakır ve ilk varsayım doğrulanmış gibi görünür.
Terapötik ilişkinin bu başlıkta ayrı bir yeri vardır, çünkü kişinin anlatma biçimi görüşme odasında da tekrar eder ve orada üzerinde konuşulabilir hâle gelir. Bu, terapinin arkadaşlık yerine geçtiği anlamına gelmez. Ayrım korunur: görüşme, gizlilik ve etik çerçeve içinde yürüyen mesleki bir ilişkidir.
Seçim başlığı gündelik hayatta en görünür olanıdır. İş değiştirmek, bir ilişkiyi sürdürmek veya bitirmek, şehir değiştirmek, bir eğitime başlamak gibi kararlar aylarca askıda kalabilir. Varoluşçu çerçevede askıda bırakmak nötr bir durum sayılmaz, çünkü zaman geçtikçe seçeneklerin bir kısmı kendiliğinden kapanır.
Kaçınmanın kısa vadede işe yaradığını kabul etmek bu çalışmanın parçasıdır. Karar ertelendiğinde gerginlik hemen düşer; mesele, ertelemenin gerginliği kalıcı olarak azaltmaması ve karar alanının zamanla daralmasıdır. Seansta bu döngü genel bir kural olarak anlatılmaz, kişinin kendi örneği üzerinden adım adım izlenir.
Buna karşılık “seçmemek de bir seçimdir” cümlesi tek başına bırakıldığında haksız bir yük oluşturur. Herkesin seçenek kümesi aynı büyüklükte değildir; maddi koşullar, bakım yükümlülükleri ve sağlık durumu bu kümeyi daraltır. Seansta yapılan iş kişiye daha fazla seçeneği olduğunu söylemek değil, gerçekten var olan seçenekleri birlikte saymaktır.
Varoluşçu çalışma her zorlanma biçiminin ilk adresi değildir. Kayıp ve yas süreçlerinde, hayat geçişlerinde, kimlik arayışında ve belirtiler hafiflediği hâlde süren boşluk hissinde öne çıkar. Buna karşılık yoğun panik atak, günlük işleyişi durduran obsesif belirtiler veya kaçınmanın hayatı belirgin biçimde daralttığı durumlarda önce belirti odaklı çalışma daha uygun olabilir. Bilişsel Davranışçı Terapi bu noktada düşünce, duygu ve davranış döngüsü üzerinden somut bir zemin kurar ve varoluşsal başlıklar çoğu zaman bu zemin oturduktan sonra çalışılabilir hâle gelir.
Sınırın net olduğu bir alan daha var. İntihar düşüncesi, kendine zarar verme veya yakın bir risk söz konusuysa mesele önce güvenliktir; acil durumda 112 aranır ve en yakın acil servise başvurulur. Psikiyatrik değerlendirme gerektiren durumlarda hekime yönlendirme yapılır, çünkü psikolog ilaç düzenlemesi yapmaz.
Klinik Psikolog Furkan Lenk, Mersin’de yüz yüze ve online yürüttüğü görüşmelerde tek bir ekole bağlı kalmaz; Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi ve Varoluşçu Terapi danışanın ihtiyacına göre devreye girer. Hangi çerçevenin uygun olduğu değerlendirme oturumunun sonunda birlikte kararlaştırılır; görüşmeler haftalık planlanır ve sıklık ve süre danışanın ihtiyacına göre belirlenir.
Terapiye başlamak için kriz anını beklemek gerekmez. Buradaki anlatım bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi teşhis veya tedavi yerine geçmez.
Paylaşmaz. Yaklaşımın çerçevesi danışanın kendi değerleri, inançları ve öncelikleri üzerine kuruludur. Terapistin işi bu çerçeveyi değiştirmek değil, kişinin kendi çerçevesi içinde sıkışmış veya tutarsız hissettiği yerleri birlikte incelemektir. Anlam sorusuna dışarıdan hazır bir cevap verilmesi, çalışmanın amacına ters düşer.
Gerekmez. Seansta kullanılan dil gündelik dildir; kavramların kendisi değil, kişinin hayatındaki karşılıkları konuşulur. Anlam, sorumluluk, yalnızlık ve seçim başlıkları danışanın anlattığı somut olayların içinden çıkarılır.
Çalışılır, fakat görünme biçimi değişir. Ergen görüşmelerinde bu başlıklar çoğunlukla kimlik arayışı, aidiyet ve gelecek kaygısı üzerinden gündeme gelir. Çift görüşmelerinde ise iki kişinin ilişkiye yüklediği anlamın farklılaşması ve kararların kimin tarafından alındığı sorusu öne çıkar. Odak, taraflardan birinin haklı çıkması değil, tekrar eden döngünün görünür hâle gelmesidir.
Ajans Kocaeli, Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’den güncel gelişmeleri hızlı, doğru ve tarafsız bir şekilde okuyucularına sunan dijital haber platformudur. Gündem, sağlık, teknoloji ve yaşam alanlarında güncel içerikler üretir.
Yorum Yap