Nafaka tek bir talep kalemi değildir. Türk Medeni Kanunu birbirinden farklı koşullara bağlanmış dört ayrı nafakayı düzenler ve bir dosyada hangisinin isteneceği, kimin ihtiyacının korunduğuna, talebin hangi aşamada ileri sürüldüğüne ve kusurun ölçüt olup olmadığına göre değişir. Türü yanlış seçilen talep, olayda gerçekten korunmaya değer bir ihtiyaç bulunsa bile koşulları eksik kaldığı için karşılıksız kalabilir….
Nafaka tek bir talep kalemi değildir. Türk Medeni Kanunu birbirinden farklı koşullara bağlanmış dört ayrı nafakayı düzenler ve bir dosyada hangisinin isteneceği, kimin ihtiyacının korunduğuna, talebin hangi aşamada ileri sürüldüğüne ve kusurun ölçüt olup olmadığına göre değişir. Türü yanlış seçilen talep, olayda gerçekten korunmaya değer bir ihtiyaç bulunsa bile koşulları eksik kaldığı için karşılıksız kalabilir.
Türler arasındaki fark çoğu zaman miktarla değil, üç soruyla ortaya çıkar. Birincisi, ödemenin kimin ihtiyacını karşıladığıdır: eşin geçimi mi, çocuğun bakımı mı, yoksa evlilikten bağımsız bir akrabalık ilişkisi mi. İkincisi zamanlamadır: talep evlilik veya dava sürerken mi, boşanma hükmü kesinleştikten sonra mı, yoksa boşanmayla hiç ilgisi olmayan bir anda mı ileri sürülüyor. Üçüncüsü kusurun rolüdür. Türlerin çoğunda tarafların kusuru hiç tartışılmaz; yalnızca birinde talep edenin kusur durumu doğrudan kabul koşuludur.
|
Nafaka türü |
Kimin lehine |
Hangi aşamada istenir |
Kusurun rolü |
|---|---|---|---|
|
Tedbir nafakası |
Eş ve birlikte yaşanan çocuk |
Evlilik sürerken veya dava devam ederken |
Ölçüt değil |
|
İştirak nafakası |
Ortak çocuk |
Boşanma hükmüyle ve sonrasında |
Ölçüt değil |
|
Yoksulluk nafakası |
Boşanan eş |
Boşanma davasında veya hükmün kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde |
Talep edenin kusuru daha ağır olmamalı |
|
Yardım nafakası |
Üstsoy, altsoy ve kardeşler |
Boşanmadan bağımsız, ihtiyaç doğduğunda |
Ölçüt değil |
Tedbir nafakası, evlilik hukuken devam ederken ödenen geçici bir kalemdir. Boşanma davası görülürken hakim, yargılama sürdüğü sürece eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakımına ilişkin önlemleri alır; ortak çocuğun ihtiyacına ilişkin düzenleme, ayrıca istenmemiş olsa bile mahkemenin değerlendirmesine girer. Talep sahibinin boşanmada kusurlu olup olmadığı bu aşamada belirleyici değildir, çünkü ölçüt kusur değil, yargılama süresince ortaya çıkan ihtiyaç ile karşı tarafın ödeme gücüdür.
Bu tür yalnızca boşanma davasına da bağlı değildir. Eşler haklı bir sebeple ayrı yaşıyorsa, ortada açılmış bir boşanma davası olmadan da eşlerden birinin diğerine yapacağı parasal katkı için mahkemeden önlem istenebilir.
Talebin ne zaman ileri sürüldüğü, nafakanın hangi tarihten itibaren işleyeceğini etkiler. Bu nedenle dilekçede istenen kalemlerin baştan eksiksiz sayılması, sonradan yapılan eklemelerden daha güçlü bir zemin oluşturur. Talep listesini dava aşamasının başında bir Bursa nafaka avukatı ile birlikte çıkarmanın pratik nedeni de budur.
Hüküm kesinleştiğinde tedbir nafakası sona erer ve yerini, koşulları varsa iştirak veya yoksulluk nafakasına bırakır. Bu devir kendiliğinden işlemez. Kararda boşanma sonrası için ayrıca hüküm kurulmamışsa ödeme, hükmün kesinleşmesiyle birlikte biter.
İştirak nafakası, velayet kendisine bırakılmayan ana veya babanın çocuğun bakım, eğitim ve yetiştirilme giderlerine mali gücü oranında katılmasıdır. Bu kalem eşin değil çocuğun hakkıdır; velayeti elinde tutan taraf talebi çocuk adına ileri sürer. Sonuç bu yüzden boşanmadaki kusur dağılımına bağlı değildir. Kusurlu bulunan eş velayeti almışsa da diğer taraftan çocuk için katkı istenebilir. Çocuğa fiilen bakan ana veya baba, boşanma dosyasından bağımsız olarak da çocuk adına nafaka davası açabilir.
Bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasıyla biter. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi sürüyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde bakım borcunu eğitim sona erinceye kadar sürdürür. Burada gözden kaçan nokta, ödemenin adının değişmesidir: erginlikten sonra iştirak nafakası kendiliğinden devam etmez, eğitimi süren çocuğun kendi adına yardım nafakası talebinde bulunması gerekir. Boşanma dosyası kapandıktan yıllar sonra ortaya çıkan uyuşmazlıkların önemli bir bölümü bu geçişin atlanmasından doğar.
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin geçimi için diğer taraftan istediği kalemdir ve dört tür içinde kusurun kabul koşuluna dönüştüğü tek nafakadır. Kanun, talep eden tarafın kusurunun daha ağır olmaması şartını arar. Kusursuz, daha az kusurlu veya karşı tarafla eşit kusurlu eş talepte bulunabilirken, ağır kusurlu bulunan eş bu kalemi isteyemez. Buna karşılık ödeme yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz; kusuru bulunmayan eş de mali gücü oranında ödemekle yükümlü tutulabilir.
Kanundaki süresiz ifadesi ömür boyu ödeme anlamına gelmez. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi halinde ödeme kendiliğinden kalkar. Yoksulluğun ortadan kalkması, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama ve haysiyetsiz hayat sürme hallerinde ise kaldırma kendiliğinden gerçekleşmez, ayrıca mahkeme kararı gerekir.
Talebin boşanma davası içinde ileri sürülmesi en sağlam yoldur. Dava sırasında istenmemişse, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık kanuni süre içinde ayrı bir dava açılabilir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yoksulluk nafakası, boşanmada istenebilecek maddi ve manevi tazminattan da ayrı bir kalemdir; birinin istenmiş olması diğerinin yerine geçmez.
Yardım nafakası, dört tür içinde evlilik veya boşanmayla bağı bulunmayan tek nafakadır. Kanun, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoya, altsoya ve kardeşlere nafaka verme yükümlülüğü getirir. Kardeşler bakımından yükümlülük ek bir koşula bağlıdır ve ancak refah içinde bulunan kardeş için doğar. Dava, mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılır; yani talep önce daha yakın derecedeki yükümlüye yöneltilir.
Uygulamada bu tür iki durumda gündeme gelir. İlki, eğitimi süren ergin çocuğun ana veya babasından katkı istemesidir. İkincisi, geçimini kendi imkanlarıyla sağlayamayan bir anne veya babanın çocuğuna başvurmasıdır. Her iki halde de ölçüt kusur değil, bir tarafın yoksulluğa düşme riski ile diğer tarafın ödeme gücüdür.
Doğru türü seçmek, çoğu dosyada miktar tartışmasından önce gelir. Talebin hangi başlık altında ve hangi zaman diliminde ileri sürüldüğü; kusurun tartışılıp tartışılmayacağını, ödemenin hangi olayla sona ereceğini ve hangi mahkemeye başvurulacağını birlikte belirler. Buradaki ayrımlar kanundaki genel çerçeveyi anlatır. Bir talebin karşılık bulup bulmayacağını ise o dosyadaki gelir, ihtiyaç ve kusur tablosu belirlediğinden, adım atmadan önce elinizdeki belgelerle birlikte hukuki değerlendirme almanız yerinde olur.
Ajans Kocaeli, Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’den güncel gelişmeleri hızlı, doğru ve tarafsız bir şekilde okuyucularına sunan dijital haber platformudur. Gündem, sağlık, teknoloji ve yaşam alanlarında güncel içerikler üretir.
Yorum Yap