Prof. Dr. Kıvanç Nazlım Tüzel Uraltaş, sosyal medya fenomenleri ve e-ticaret platformlarının tüketicileri akılcı alışverişten nasıl uzaklaştırdığını detaylandırdı.
Prof. Dr. Kıvanç Nazlım Tüzel Uraltaş, sosyal medya fenomenlerinin yönlendirmeleri ve e-ticaret platformlarındaki algoritmik teşviklerin, tüketicileri akılcı alışveriş kararlarından uzaklaştırdığını belirtti. Dijital pazardaki binlerce ürün alternatifi, özgür seçim hissi verse de, filtrelenmiş ve önceliklendirilmiş seçenekler sunarak tüketicinin gerçek ihtiyacına uygun tercihler yapmasını engelliyor.
Uraltaş, fenomenlerin klasik reklam yüzlerinden farklı olarak daha samimi ve güvenilir algılandığını vurguladı. Tüketicilerin, ürünün teknik özelliklerinden ziyade fenomenin yaşam tarzını satın alma eğilimine girdiğini, özellikle ‘parasosyal ilişki’ kurulan durumlarda rasyonel kıyaslamanın geri planda kaldığını ifade etti.
E-ticaret platformlarındaki ‘en çok satan’, ‘son 24 saatte satıldı’, ‘şu anda inceliyor’ gibi ifadelerin güçlü sosyal kanıt ve kıtlık mekanizmaları oluşturduğunu aktardı. Tüketicinin, çok satılan ürünü kaliteli varsayarak veya başkalarının tercihini referans alarak bilişsel yükünü azalttığını belirtti. Bu popülerliğin bazen reklam bütçesi veya algoritmik görünürlük sonucu olabileceğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Uraltaş, bu yönlendirmelerin, seçenek fazlalığının yarattığı aşırı yükü (choice overload) hem üreten hem de sözde çözen çok yönlü bir etki yarattığını açıkladı. Platformların binlerce ürün arasından öneriler sunarak karar vermeyi kolaylaştırdığını, ancak aynı zamanda sürekli yeni tavsiyelerle dikkat dağınıklığını artırdığını kaydetti. Tüketicinin ‘daha iyisi varsa’ veya ‘fenomen bunu almıştı’ gibi yeni ikilemlerle karşılaştığını, bunun da karar yorgunluğunu farklı biçimde çoğalttığını dile getirdi.
Karar yorgunluğu arttığında bireylerin hızlı karar verme yollarına yöneldiğini belirten Uraltaş, bu durumun tüketicide rasyonel faydadan uzaklaşmaya neden olduğunu ifade etti. Detaylı araştırma yapmak yerine ‘en çok satan iyidir’ veya ‘fenomen kullanıyorsa işe yarar’ gibi kalıplara sığınıldığını söyledi. Bu kısa yolların zaman kazandırsa da genellikle daha az rasyonel satın alma davranışlarını teşvik ettiğini, ürünün gerçek ihtiyaca uygunluğunun ikinci plana düştüğünü vurguladı.
Uraltaş, ‘sana özel’ gibi kişiselleştirme söylemlerinin tüketicide sistem tarafından anlaşıldığı hissi yarattığını, oysa bu önerilerin çoğunlukla geçmiş tıklamalar veya sponsorlu yerleşimler üzerinden şekillendiğini anlattı. Modern dijital pazarda tüketicinin sadece ürünler arasında değil, algoritmalar ve fenomenlerin sosyal onaylarıyla şekillenen bir tercih ortamında karar verdiğini kaydetti. Bu sistemlerin belirsizlik kaygısını azaltırken, çoğu zaman daha az analitik ve daha az rasyonel seçimlere yönlendirebildiğini sözlerine ekledi.
Ajans Kocaeli, Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’den güncel gelişmeleri hızlı, doğru ve tarafsız bir şekilde okuyucularına sunan dijital haber platformudur. Gündem, sağlık, teknoloji ve yaşam alanlarında güncel içerikler üretir.
Yorum Yap