Medipol’de düzenlenen cilt kanseri panelinde erken tanı, multidisipliner tedavi ve korunma yöntemleri ele alındı. Uzmanlar risk faktörlerini ve modern tedavi seçeneklerini paylaştı.
Ciltteki benler, lekeler ve renk değişimleri cilt kanserinin erken belirtileri arasında yer alabilir. Kontrolsüz hücre büyümesiyle gelişen bu hastalık, erken tanı ile tedavi edilebilir bir durumdadır. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde düzenlenen “Aynadaki Gerçek: Cilt Kanserini Tanımak ve Korunmak” paneli, hastalığın tanı, tedavi ve psikolojik destek süreçlerini kapsamlı bir şekilde ele aldı.
Panelde, Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Sevgi Kulaklı moderatörlük yaparken, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sakin, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Dilek Ünal ve Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan konuşmacı olarak yer aldı.
Deri kanserlerinin sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Doç. Dr. Sevgi Kulaklı, güneşten korunmanın önemini vurguladı. Özellikle çocukluk döneminde güneşten korunmanın kritik olduğunu söyledi. Solaryum kullanımı, genetik yatkınlık, açık tenli olmak, renkli gözler ve vücutta 50’den fazla ben bulunması risk faktörleri arasında sayıldı. Doç. Dr. Kulaklı, her yaşta görülebilen cilt kanseri için düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Benlerin çapı, rengi, şekli ve zaman içindeki değişiminin uzmanlar tarafından takip edilmesi gerektiğini ekledi. Şüpheli durumlarda biyopsi ile kesin tanı konulduğunu ifade eden Doç. Dr. Kulaklı, güneş kremi kullanımının ve çocukların güneşten korunmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Cildin vücudun en büyük organı olmasına rağmen sıklıkla ihmal edildiğini belirten Prof. Dr. Abdullah Sakin, cilt kanserlerinde erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı. Günümüzde akıllı ilaçlar, immünoterapi ve kemoterapi gibi modern tedavi yöntemleriyle başarılı sonuçlar elde edildiğini söyledi. Ameliyat sonrası tamamlayıcı tedavilerle hastaların yaşam kalitesinin artırıldığını belirtti. Melanom gibi ileri evre hastalıklarda tedavi sürecinin hastalığın tipine ve evresine göre planlandığını ifade eden Prof. Dr. Sakin, erken evrede ilk iki yılın nüks riski açısından kritik olduğunu ekledi. İleri evre hastalarda ise hastalığın tamamen kontrol altına alınana kadar tedaviye devam edildiğini belirtti.
Cilt kanseri tedavisinde patolojik tanının belirleyici olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dilek Ünal, radyoterapinin tedavi sürecinde sıklıkla göz ardı edildiğini ifade etti. Özellikle burun ve yanak gibi estetik açıdan hassas bölgelerde radyoterapinin etkili sonuçlar sunduğunu belirtti. Daha önceki tedavilerin kozmetik açıdan olumsuz sonuçlar doğurabildiğini, bu nedenle radyoterapi seçeneğinin de değerlendirilmesi gerektiğini ekledi. Prof. Dr. Ünal, radyoterapinin geniş hasta gruplarına uygulanabildiğini ve tüm cildi tutan lezyonlarda bile başarılı sonuçlar elde edildiğini söyledi.
Vücuttaki benlerin kanser riski taşıyabileceğini belirten Doç. Dr. Burak Özkan, hastaların cerrahi müdahaleden çekinmemesi gerektiğini vurguladı. Riskli bir benin vücutta kalmasının kanser gelişme ihtimalini artırabileceğini ifade etti. Cerrahi işlem sonrası küçük izler kalabileceğini ancak bunun sağlıkla kıyaslanamayacağını belirtti. Doç. Dr. Özkan, deri kanserlerinin genellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görüldüğünü ve tümör büyüklüğüne göre ameliyat süresi ve hastanede kalış süresinin değişebildiğini sözlerine ekledi.
Ajans Kocaeli, Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’den güncel gelişmeleri hızlı, doğru ve tarafsız bir şekilde okuyucularına sunan dijital haber platformudur. Gündem, sağlık, teknoloji ve yaşam alanlarında güncel içerikler üretir.
Yorum Yap