Uzmanlar, yemek sonrası aşırı uyku halinin insülin direncine işaret edebileceğini belirtiyor. Zayıf kişilerde de görülebilen bu durum için uyarılıyor.
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, yemek sonrası ortaya çıkan aşırı uyku halinin insülin direncine işaret edebileceğini açıkladı. Dr. Mammadyarzada, bu durumun hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı verememesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluştuğunu belirtti. Uzman doktor, insülin direncinin sadece kilolu bireylerde değil, genetik yatkınlık ve yaşam tarzı faktörleri nedeniyle zayıf kişilerde de görülebildiğini vurguladı.
Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncini hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalmasıyla ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olarak tanımladı. Bu durumda insülin, kandaki glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisi azalır, bu da hücre içine glukoz alımını düşürür. Sonuç olarak hücreler enerji için gerekli glukozu kullanamazken, glukoz kanda birikerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine yol açabilir.
İnsülin direnci, karaciğer yağlanması, hızlı kilo alımı ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlara neden olabilir. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, sık tatlı yeme isteği ile karbonhidrat tüketimi sonrası ortaya çıkan uyku hali ve yorgunluğun da önemli belirtiler arasında bulunduğunu belirtti. Bu bulguların birlikte görülmesi, insülin direnci açısından detaylı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir.
İnsülin direnci yaygın olarak fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu ve zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, bunun nedenini genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve karın bölgesindeki visseral yağlanma olarak sıraladı. Dışarıdan zayıf görünen kişilerin metabolik risk taşıyabileceğini belirten uzman doktor, yalnızca kiloya bakarak değerlendirme yapmanın yetersiz olduğunu ifade etti. Gerekli durumlarda kan testleri ile insülin direncinin araştırılması gerektiğini vurguladı.
Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin yol açabileceği hastalıklara da dikkat çekti. İnsülin direnci, karaciğerin normalden fazla VLDL kolesterol üretmesine neden olur. Bu durum hem karaciğer yağlanması (MASH) riskini artırır hem de kandaki LDL (kötü kolesterol) seviyesini yükseltebilir. Yükselen LDL, damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırarak ateroskleroz gelişimini tetikler ve yüksek tansiyon riskini artırabilir.
Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncine karşı günlük kalori alımını 300-500 kcal azaltmanın faydalı olabileceğini belirtti. Günlük kalori alımını düşürmek, uzun vadede kilo kontrolü sağlayarak insülin direncini azaltır. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20-30 oranında azalma ve HDL-kolesterolde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu bireylerde vücut ağırlığında yüzde 5 civarında bir azalma bile insülin direncini düşürmek için yeterli olmaktadır. Diyabet riski taşıyan kişilere kilo verme önerilirken, sağlıklı beslenme ve düzenli aerobik hareketler insülin direncini geri döndürebilir.
İnsülin direnci tanısının konulmasında açlık kan şekeri ve açlık insülin düzeyi ölçümleri kullanılır. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, gerekli durumlarda şeker yükleme testi (OGTT) yapıldığını ifade etti. Ayrıca HbA1c değeri ile kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları da tabloyu desteklemek amacıyla incelenir. Tanı, laboratuvar testleri ile hastanın kilo durumu, bel çevresi ve klinik belirtilerinin birlikte değerlendirilmesiyle kesinleşir.
Ajans Kocaeli, Kocaeli başta olmak üzere Türkiye’den güncel gelişmeleri hızlı, doğru ve tarafsız bir şekilde okuyucularına sunan dijital haber platformudur. Gündem, sağlık, teknoloji ve yaşam alanlarında güncel içerikler üretir.
Yorum Yap